YDS soru tipleri ve çözüm teknikleri
Kelime, dil bilgisi, cloze, cümle tamamlama, çeviri, okuma, diyalog, yakın anlam ve paragraf soruları için çözüm sırası ve sık çeldiriciler; oturum düzeyinde yöntemler, eşdeğer yapılar ve bağlaç tablosu.
Oturum düzeyinde yöntem
Soru tipinden bağımsız
Süre bütçesi
- 80 soru ve 180 dakikada soru başına ortalama iki dakikanın altında bir bütçe kalır; okuma bölümü doğal olarak daha uzun sürer, bunu baştan hesaba kat.
- Bir soruda takıldığını fark ettiğin anda bırak ve işaretle; dönüş için sonda süre ayır.
- Bölümleri kitapçık sırasıyla çözmek zorunda değilsin; hızlı çözdüğün bölümle başlamak süre kazandırır.
- Uygulama içindeki denemenin sonuç tablosu her bölümde ölçülen süreyi gösterir; süreyi en çok yiyen bölüm orada görünür.
Güven işareti ve defter
- Her soruda güven düzeyini dürüst işaretle; 'Tahmin' dediğin doğrular da deftere düşer.
- Tahminle bulunan doğru, bilinen doğru değildir; bu ayrım olmadan oranın seni yanıltır.
- Defterde aynı soru ikinci kez yanlış yapılırsa yeni kayıt açılmaz, deneme sayısı artar; bu sayı gerçek zorluğu gösterir.
- Süre yüzünden kaçırdığın soruyu bilgi eksiği sanma; defterde 'Süre' kategorisine al.
Kelime çalışması
- Kartı çevirmeden önce anlamı gerçekten hatırlamaya çalış; tanıma ile hatırlama farklı işlerdir.
- Bir sözcüğü tek bir Türkçe karşılıkla ezberlemek, onu görmediğin bir cümlede kullanılabilir kılmaz.
- Günü gelen kartları bitirmeden yeni birim açma; kuyruk büyüdükçe tekrar aralığı anlamını yitirir.
- Zorlandığın kartları ayrı süz ve bunları aralıklı olarak yeniden gör.
Soru tipine göre
14 soru tipi
Kelime (kaynak listesi) · Kelime sorusunda tür ve ton
Sıra
- Boşluğun bulunduğu cümlede özne ile yüklemi ayır; boşluğun hangi sözcük türünü istediğini belirle.
- Cümle fiil istiyorsa isim ve sıfatları, sıfat istiyorsa fiilleri doğrudan ele.
- Kalan şıklarda cümlenin olumlu mu olumsuz mu olduğuna bak; tonu tutmayanı bırak.
Sık düşülen tuzaklar
- Türkçe karşılıkları benzeyen iki sözcük her bağlamda birbirinin yerine geçmez; listedeki karşılık evrensel eşdeğerlik değildir.
- Tanıdık gelen sözcük doğru sözcük değildir; tanıdıklık bir kanıt değil.
Konu anlatımı: Kelime ve sözcük soruları
Sözcük bilgisi · Sözcük sorusunda bağlamın yönü
Sıra
- Boşluğu atla, cümlenin tamamını oku; anlatılan durum olumlu mu olumsuz mu, onu işaretle.
- Boşluğun nesnesine bak: 'the harmful effects' gibi olumsuz bir nesne, çoğu zaman azaltma/önleme yönünde bir fiil ister.
- Cümledeki ikinci yarıyı (virgülden ya da bağlaçtan sonrasını) kanıt olarak kullan; boşluğun yönünü orası doğrular.
- Kalan şıklarda sözcüğün aldığı edata ve nesne türüne bak; kalıp tutmuyorsa anlam tutsa bile ele.
Sık düşülen tuzaklar
- Anlamı tanıdık gelen ama cümlenin yönünü ters çeviren sözcük (azaltmak yerine sürdürmek).
- Aynı alandan olduğu için doğru sanılan sözcük: konu ilgisi, anlam uyumu demek değildir.
- Türkçe karşılığı yakın iki sözcüğün her bağlamda birbirinin yerine geçtiğini varsaymak.
Konu anlatımı: Kelime ve sözcük soruları
Dil bilgisi · Dil bilgisinde önce yapı, sonra anlam
Sıra
- Boşluktan önceki ve sonraki yapıyı işaretle: yardımcı fiil, edat, tekillik-çoğulluk.
- Zaman belirten ifadeleri bul (by the time, since, already); bunlar zamanı çoğu kez tek başına belirler.
- Çatıyı kontrol et: özne eylemi kendisi mi yapıyor, yoksa eyleme mi uğruyor.
Sık düşülen tuzaklar
- Kulağa doğru gelen ama cümledeki ikinci eylemle zaman uyumu kurmayan şık.
- Anlamca uyan ama yapıca uymayan şık: soru yapı soruyorsa anlam yanıltır.
Konu anlatımı: Cümlenin iskeleti · Zamanlar · Edilgen çatı
Modallar · Modalda önce anlam alanı
Sıra
- Cümlenin geçmişe mi bugüne mi baktığını belirle; 'have + V3' varsa geçmişe dönük bir yorum vardır.
- Anlam alanını adlandır: zorunluluk, olasılık, çıkarım, eleştiri, gereksizlik.
- Adlandırdığın alana girmeyen modalları toptan ele.
Sık düşülen tuzaklar
- 'shouldn't have' eleştiri, 'needn't have' gereksizlik bildirir; cümlede suçlama mı yoksa boşuna yapılmış bir iş mi var, ona bak.
- 'must have' çıkarım kurar; 'can have' olumlu çıkarımda kullanılmaz.
Konu anlatımı: Modallar · Perfect modallar
Edatlar · Edatı cümleden değil kalıptan çıkar
Sıra
- Edatı kendinden önceki sözcüğe bağla: fiil, sıfat ya da isim edatı sabittir.
- Kalıbı bir bütün olarak hatırla: attributed to, consistent with, composed of.
- Türkçe düşünerek seçme; Türkçedeki '-e/-de' karşılığı İngilizcede aynı edata çıkmaz.
Sık düşülen tuzaklar
- Anlamca yakın iki edat (to / with) çoğu kez aynı kalıpta geçmez.
- Kalıbı bilmiyorsan seçimin tahmindir; bunu 'Tahmin' olarak işaretle ki deftere düşsün.
Konu anlatımı: Edatlar
Bağlaçlar · Bağlaçta ilişkiyi önce Türkçe adlandır
Sıra
- İki cümleciğin ilişkisini Türkçe söyle: neden, sonuç, zıtlık, koşul, amaç, zaman.
- Adlandırdığın ilişkiyi kurmayan bağlaçları ele.
- Konuma bak: bağlaç cümlenin başında mı, iki cümle arasında mı, noktalı virgülden sonra mı.
Sık düşülen tuzaklar
- 'however' ve 'therefore' birbirinin yerine konur; biri zıtlık, diğeri sonuç kurar.
- 'so that' amaç, 'in case' önlem bildirir; ikisi aynı cümleye uymaz.
Konu anlatımı: Bağlaçlar
Cloze (paragraf boşluk) · Cloze'da parçayı bütün oku
Sıra
- Parçayı boşluklarda durmadan bir kez oku; konuyu ve tonu çıkar.
- Her boşlukta önce dilbilgisel zorunluluğu ara (zaman, edat, ilgi zamiri), sonra anlamı.
- Boşluğu tek başına değil, önceki ve sonraki cümleyle birlikte değerlendir.
- Boşluğun önündeki ve sonrasındaki cümlede zaman (tense) ve zamir (it, they, those) uyumunu denetle; şık bu uyumu bozuyorsa yanlıştır.
Sık düşülen tuzaklar
- İlk boşlukta takılıp parçayı bırakmak: sonraki cümle çoğu kez önceki boşluğu açıklar.
- Tek başına doğru görünen bağlaç, paragrafın akışına ters düşebilir.
Konu anlatımı: Zamanlar · Edatlar · Sıfat cümlecikleri ve kısaltma · Gönderge takibi
Okuma · Okumada cevabı veren satırı işaretle
Sıra
- Soruyu önce oku, sonra parçada yalnızca o bilgiyi ara.
- Cevabı veren satırı işaretle; işaretleyemiyorsan seçimin metne değil hafızana dayanıyordur.
- 'stated' soruları metinde yazılı olanı, 'implied/understood' soruları metinden çıkarılabileni ister; ikisini karıştırma.
Sık düşülen tuzaklar
- Metindeki sözcükleri birebir taşıyan şık; çıkarım sorusu ayrıntıyı değil bütünden çıkan sonucu ister.
- 'always, all, never, only' gibi keskin genellemeler metinde karşılığı yoksa o şıkkı eler.
Çıkarım sorularında eleme
- Soru kökünü tanı: 'It can be inferred that', 'It is understood from the passage that' çıkarım ister; 'It is stated that' metinde yazılı olanı ister. İkisi farklı iş yapar.
- Metinde geçen bir cümleyi kelimesi kelimesine tekrarlayan şık çoğu kez çeldiricidir: çıkarım, ayrıntının kopyası değil ondan çıkan sonuçtur.
- Çok geniş şık: 'always', 'all', 'every' gibi genellemeler metinde dayanağı yoksa elenir.
- Çok dar şık: 'only', 'scarcely', 'nobody' gibi sınırlayıcılar metinde bir oran ya da veri verilmemişse elenir.
- Doğru şık çoğu kez metnin sözcüklerini değil, aynı düşüncenin başka sözcüklerle kurulmuş hâlini taşır; eş anlamlı ve farklı gramer kalıbıyla yazılmış seçeneğe bak.
- Şıkkı seçmeden önce onu destekleyen cümleyi parçada göster; gösteremiyorsan seçim metne değil izlenime dayanıyordur.
Konu anlatımı: Okuma parçası
Yakın anlamlı cümle · Yakın anlamlı cümlede çekirdeği çıkar
Sıra
- Özgün cümlenin çekirdeğini yaz: kim, ne yaptı, hangi koşulla.
- Olumsuzluk ve koşul yönünü denetle; 'few', 'little', 'only if', 'unless' anlamı ters çevirebilir.
- Bilgi eklenmiş ya da eksilmiş şıkları ele.
Sık düşülen tuzaklar
- Aynı sözcükleri kullanan ama koşulu tersine çeviren şık.
- Özgün cümlede olmayan bir neden ya da sonuç ekleyen şık.
Konu anlatımı: Yakın anlamlı cümle
Çeviri · Çeviride zaman, derece, yön
Sıra
- Önce yüklemi ve zamanını eşle; zaman tutmuyorsa şıkkı hemen ele.
- Derecelendirmeyi koru: 'kayda değer' ile 'az', 'hafifletti' ile 'artırdı' aynı şey değildir.
- Özne–nesne yönünü denetle; çeviride en sık bozulan yer burasıdır.
Sık düşülen tuzaklar
- Türkçesi akıcı ama derecesi kaymış şık.
- Özneyle nesneyi yer değiştiren şık.
Konu anlatımı: Çeviri
Cümle tamamlama · Cümle tamamlamada verilen yarı yönetir
Sıra
- Verilen yarıdaki bağlacı ya da yapıyı bul; devamın taşıması gereken anlamı o belirler.
- 'Although/While' karşıtlık, 'Since/Because' neden, 'So that' amaç ister.
- Zaman ve kip uyumunu denetle: 'would have' varsa koşul üçüncü tiptir.
Sık düşülen tuzaklar
- Anlamca ilgili ama beklenen ilişkiyi kurmayan devam (bağlaç zıtlık isterken destekleyen cümle).
- Tek başına doğru bir cümle olan ama verilen yarıyla bağlanmayan şık.
Konu anlatımı: Cümle tamamlama · Bağlaçlar · If cümleleri
Diyalog · Diyalogda cevabı sonraki replik verir
Sıra
- Boşluktan sonraki repliği oku; cevap çoğu kez oradan geriye doğru çıkar.
- Boşluğun işlevini belirle: öneri mi, itiraz mı, soru mu, onay mı.
- Seçtiğin şıkkı yerine koyup üç repliği baştan oku.
Sık düşülen tuzaklar
- Konuyla ilgili ama sonraki repliği açıklamayan şık.
- Sonraki replik 'No' ile başlıyorsa boşluk bir evet/hayır sorusu olmalıdır.
Konu anlatımı: Diyalog tamamlama
Paragraf tamamlama · Paragraf tamamlamada göndermeyi izle
Sıra
- Boşluğun önündeki ve arkasındaki cümleyi birlikte oku; boşluk ikisini bağlar.
- Sonraki cümledeki gönderme sözcüklerini izle (this, that order, only after that) ve neye gönderdiğini bul.
- Seçtiğin cümleyi yerine koyup paragrafı baştan oku.
Sık düşülen tuzaklar
- Konuya uygun ama sonraki cümlenin göndermesini karşılamayan cümle.
- Paragrafı özetleyen ama akışı ilerletmeyen cümle.
Konu anlatımı: Paragraf tamamlama ve anlam akışı · Gönderge takibi
Anlam akışını bozan cümle · Akış bozan cümlede konuyu tek kelimeyle söyle
Sıra
- Paragrafın konusunu ilk cümleden çıkar.
- Her cümlenin bu konuya ne kattığını tek kelimeyle söyle; söyleyemediğin cümle adaydır.
- Aday cümleyi çıkarıp paragrafı oku; akış düzeliyorsa cevap odur.
Sık düşülen tuzaklar
- Aynı alandan olduğu için ilgili görünen ama paragrafın tartıştığı soruya değmeyen cümle.
- Son cümle çoğu kez sonuç bildirir; sonuç cümlesini akış bozucu sanma.
Konu anlatımı: Paragraf tamamlama ve anlam akışı
On ile kullanılan 20 kalıp
Örnekler ve kullanım notlarıyla sık kullanılan kalıplar
On time: planlanan saatte. In time: geç kalmadan. On the other hand: başka bir yön; on the contrary: önceki iddianın tersi. Bu kalıplar tünelde Edatlar durağında tablo olarak, kelime şeridinde de kart olarak gelir.
on account of — nedeniyle
Ardından isim veya -ing gelir; tam cümle gelmez.
The match was cancelled on account of heavy rain.
on behalf of — adına
Bir kişi veya kurumu temsilen kullanılır.
I am writing on behalf of the research team.
on the basis of — temelinde, dayalı olarak
Kararın dayanağını belirtir; ardından isim gelir.
They selected the projects on the basis of merit.
on top of — üzerine; ek olarak
Fiziksel konum veya ek bir unsur anlatabilir.
On top of the rent, we pay a service fee.
on time — zamanında
Planlanan saatte. In time ise geç kalmadan, yetişecek kadar erken demektir.
The train arrived on time.
on the other hand — diğer yandan, öte yandan
İki farklı yönü karşılaştırır; önceki ifadeyi yanlışlaması gerekmez. Görseldeki iki satır birleştirildi.
The course is demanding. On the other hand, it is useful.
on the contrary — aksine, tam tersine
Önceki iddiayı reddedip tersini söyler; on the other hand ile aynı değildir.
The task was not easy. On the contrary, it was extremely difficult.
on average — ortalama olarak
Tek tek değerler değil, ortalama belirtilir.
Participants slept seven hours on average.
on the grounds that — gerekçesiyle
That ardından özne + yüklem gelir. On the grounds of ardından isim gelir.
The request was rejected on the grounds that it was incomplete.
on the condition that — şartıyla
That ardından tam cümle gelir; bir koşul bildirir.
You may borrow the book on the condition that you return it tomorrow.
on a regular basis — düzenli olarak
Regularly ile yakın anlamlıdır.
The equipment is checked on a regular basis.
on the one hand — bir yandan
İki yönlü değerlendirmede on the other hand ile birlikte kullanılabilir.
On the one hand, the method is cheap; on the other hand, it is slow.
on the whole — genel olarak
Genel değerlendirme bildirir; her ayrıntı için geçerli olmak zorunda değildir.
On the whole, the results were encouraging.
on the verge of — -e ramak kala, eşiğinde
Ardından isim veya -ing gelir: on the verge of collapse / collapsing.
The company is on the verge of launching a new product.
on the agenda — gündemde
Görüşülecek konu veya yapılacak iş.
Funding is on the agenda for today's meeting.
on balance — genel değerlendirmeye göre
Artılar ve eksiler tartıldıktan sonra ulaşılan sonuç.
On balance, the benefits outweigh the costs.
on reflection — düşününce, düşünüldüğünde
Yeniden düşündükten sonra yapılan değerlendirme.
On reflection, I decided to revise the proposal.
on the assumption that — varsayımıyla
That ardından tam cümle gelir; koşuldan çok kabul edilen bir varsayımı anlatır.
We planned the trip on the assumption that the roads would be open.
on display — sergilenmekte, açıkça ortada
Sergilenen nesneler için kullanılır.
Several rare manuscripts are on display at the museum.
on occasion — zaman zaman, ara sıra
Occasionally ile yakın anlamlıdır; on a regular basis ile aynı sıklığı belirtmez.
We work remotely on occasion.
Eşdeğer yapılar
27 kalıp · yakın anlamlı cümle, çeviri ve paragraf sorularında
| Soruda çıkan | Şıkta aranan |
|---|---|
| Zıtlık | |
| although / though / even though + cümle | despite + isim / -ing · in spite of + isim / -ing · notwithstanding + isimEn sık yapılan hata: 'despite' ve 'in spite of' ardından cümle almaz; cümle gelecekse 'despite the fact that' gerekir. |
| but / yet (cümle içinde) | however · nevertheless · nonetheless · even soBunlar bağlaç değil geçiş zarfıdır: iki bağımsız cümleyi noktalı virgül ya da nokta ile ayırmak gerekir. |
| while / whereas (karşılaştırma) | by contrast · on the other hand · conversely'while' zaman anlamı da taşır; karşılaştırma mı zaman mı, cümleden çıkarılır. |
| Neden | |
| because + cümle | since + cümle · as + cümle · seeing that + cümle'since' hem neden hem 'o zamandan beri' anlamındadır; zaman ifadesi varsa ikincisidir. |
| because of + isim | due to + isim · owing to + isim · on account of + isimArdından cümle gelecekse 'due to the fact that' kurulur; yalın 'due to' cümle almaz. |
| Sonuç | |
| so + cümle | therefore · thus · hence · consequently · as a result'so that' amaç bildirir; tek başına 'so' sonuç bildirir. İkisi karıştırılır. |
| so + sıfat + that | such a(n) + sıfat + isim + that · too + sıfat + to'such' (a/an) + (sıfat) + isimle, 'so' sıfat ya da zarfla kullanılır; many, much, few ve little isimden önce gelse de so alır: so few volunteers that … |
| Amaç | |
| so that + cümle | in order that + cümle · in order to + fiil · so as to + fiil'in order to' ve 'so as to' ardından özne almaz; özne değişiyorsa 'so that' gerekir. |
| Koşul | |
| if ... not | unless · except if'unless' zaten olumsuzdur; yanına ikinci bir olumsuzluk konmaz. Olumsuz koşul ana cümledeki tepkinin nedeniyse (would be surprised if … not) unless kullanılmaz. |
| if (olumlu koşul) | provided that · providing that · as long as · on condition thatBunlar koşulu sıkılaştırır; 'in case' ise koşul değil önlem bildirir. |
| Zaman | |
| as soon as + cümle | no sooner had ... than ... · hardly / scarcely had ... when ... · immediately after · the moment (that)'no sooner' ve 'hardly' cümle başındayken devrik kurulur ve past perfect ister. |
| while + cümle | during + isim · at the same time as · as + cümle'during' ardından cümle almaz; yalnızca isim alır. |
| before / after + cümle | prior to + isim / -ing · following + isim · subsequent to + isim |
| Miktar | |
| most of | the majority of · the greater part of · nearly all'most of' belirli bir gruba gönderme yapar; 'most' tek başına geneldir. |
| few / little (olumsuz anlam) | hardly any · scarcely any · almost no'a few' ve 'a little' olumludur; başındaki 'a' anlamı tersine çevirir. |
| many / a lot of | numerous · a great number of · a considerable number ofSayılamayanlar için 'a great deal of', 'a large amount of' kullanılır. |
| some | a number of · several · certain |
| Modal | |
| may / might / could (olasılık) | it is possible that · be likely to · perhaps · there is a chance thatOlasılık ile izin anlamı karışır; cümlede izin veren bir özne varsa ikincisidir. |
| must (zorunluluk) | have to · be obliged to · be required to · it is necessary to'mustn't' yasak, 'don't have to' gereksizlik bildirir; olumsuzda eşdeğer değillerdir. |
| must be (çıkarım) | it is almost certain that · evidently · in all likelihoodOlumsuz çıkarım 'can't be' ile kurulur, 'mustn't be' ile değil. |
| should / ought to (tavsiye) | had better · it would be advisable to'had better' daha güçlü ve uyarı tonludur. 'be supposed to' tavsiye değil, kurala ya da plana göre beklenen durumu bildirir; tavsiyenin eşdeğeri sayılmaz. |
| Derece ve yön | |
| significantly (derece) | considerably · substantially · markedly · to a great extentÇeviride en sık kayan yer derecedir: 'kayda değer' ile 'az' aynı şey değildir. |
| increase (artış) | rise · grow · go up · climb · surge (hızlı)Yön doğru olsa bile hız farklıdır; 'surge' ile 'rise' aynı derecede değildir. |
| decrease (azalış) | decline · fall · drop · diminish · plummet (sert) |
| Akış | |
| in addition (ekleme) | moreover · furthermore · besides · what is more'besides' geçiş zarfı olarak ekleme, edat olarak '-in dışında' anlamı verir. |
| for example (örnekleme) | for instance · such as + isim · to illustrate'such as' ardından cümle değil isim gelir. |
| in short (özetleme) | in brief · to sum up · in conclusion · all in all |
Bu tablo dilbilgisel karşılıkları gösterir; hangi sınavda ne sıklıkta çıktığına dair bir iddia taşımaz. Eşdeğerlik her bağlamda birebir değildir — not sütunu yapıyı bozan yaygın hatayı gösterir.
Konu anlatımı: Yakın anlamlı cümle — bağlaç, modal derecesi, miktar ve olumsuzluk şıkta tek tek eşlenir; eşleşmeyen şık düşer.
Bağlaçlar
25 satır · işleve göre gruplu, ardından ne aldığıyla birlikte
Şıktaki bağlacın ardından tam cümle mi (özne + yüklem) yoksa isim öbeği mi geldiğine bak. Bu tek kontrol, anlama hiç girmeden çoğu soruda iki üç şıkkı eler.
| Bağlaç | Anlam | Ne alıyor? |
|---|---|---|
| Zıtlıkİki yargı arasında beklenmeyen bir ilişki kurar: biri olumlu, diğeri olumsuz. | ||
| although · even though · though · much as | -e rağmen, -diği hâlde | CümleArdından isim öbeği alamaz; 'although the cost' eksik kalır, 'although the cost rose' gerekir. |
| while · whereas | iken, oysa — iki durumu karşılaştırır | Cümle'while' ayrıca zaman bildirir; hangisi olduğunu iki yarının zıtlığı belirler. |
| however · nevertheless · nonetheless · yet · still | ancak, yine de, buna rağmen | Geçiş zarfıTek başına iki cümleyi virgülle bağlayamaz; önünde nokta ya da noktalı virgül ister. 'yet' ise but gibi bağlaç olarak da kullanılır ve virgülden sonra iki cümleyi bağlayabilir: …, yet the trial was halted. |
| on the other hand · in contrast · by contrast | öte yandan, aksine | Geçiş zarfı |
| despite · in spite of · notwithstanding | -e rağmen | İsim / -ingEn sık yapılan hata: ardından cümle getirmek. Cümle gerekiyorsa 'despite the fact that' kullanılır. |
| unlike · in contrast to · as opposed to | -den farklı olarak, aksine | İsim / -ing |
| Sebep-sonuçBir yargıyı diğerinin nedeni ya da sonucu olarak bağlar. | ||
| because · since · as · in that · given that · seeing that | çünkü, -dığı için, -den dolayı | Cümle'since' ve 'as' zaman anlamı da taşır; ayrımı cümlenin içeriği yapar. |
| due to · owing to · on account of · because of · as a result of | -den dolayı, yüzünden | İsim / -ing'because' ile 'because of' karıştırılır: biri cümle, diğeri isim alır. |
| therefore · thus · hence · as a result · consequently · thereby | bu yüzden, dolayısıyla, böylece | Geçiş zarfı'thereby' ardından çoğunlukla -ing gelir: thereby reducing the cost. |
| so | bu yüzden | Cümleİki bağımsız cümleyi virgülle bağlayabilen ender bağlaçtandır. |
| KoşulEylemi bir şarta bağlar; olumlu ya da olumsuz koşul kurar. | ||
| if | eğer, şayet | Cümle |
| unless | -medikçe, -mazsa | CümleZaten olumsuzdur; ardına ikinci bir olumsuzluk konmaz. |
| provided that · providing that | şartıyla, koşuluyla | Cümle |
| as long as · so long as | -dığı sürece | Cümle |
| in case | -ması ihtimaline karşı | CümleArdından önlem değil, önlem alınan ihtimal gelir; önlem ana cümlededir: Keep a copy in case the system fails. Yan cümlesinde will kullanılmaz. 'in case of' biçimi isim alır ve anlamı 'durumunda'dır. |
| otherwise · or else | aksi takdirde | Geçiş zarfıArdından olumsuz bir sonuç beklenir. |
| EklemeÖnceki yargıyla aynı yönde bir bilgi ekler. | ||
| furthermore · moreover · in addition · additionally · also | dahası, ayrıca, buna ek olarak | Geçiş zarfı |
| in addition to · as well as · along with · together with · besides | -in yanı sıra, -e ek olarak | İsim / -ing'besides' hem geçiş zarfı hem edat olarak kullanılır; hangisi olduğunu ardından geleni görerek anla. |
| AmaçEylemin hangi amaçla yapıldığını bildirir. | ||
| so that · in order that | -sın diye | Cümleİçindeki cümlede genellikle can / could / will / would bulunur. |
| in order to · so as to · to + V1 | -mek için | Yalın fiilÖzne almaz: iki eylemin öznesi aynı olmalıdır. |
| İkili kalıpİki ögeyi eşleştirir; iki yanın dil bilgisi bakımından paralel olması gerekir: isimle isim, sıfatla sıfat, fiille fiil (both cheap and accurate). Tablodaki “İsim / -ing” etiketi en sık görülen eşleşmeyi gösterir. | ||
| both … and | hem … hem de | İsim / -ing |
| not only … but also | sadece … değil, aynı zamanda | İsim / -ingCümle başında kullanılırsa devrik kurulur: Not only did she … |
| either … or | ya … ya da | İsim / -ing |
| neither … nor | ne … ne de | İsim / -ingZaten olumsuzdur; yüklem olumlu çekimlenir. |
| whether … or | ister … ister; olup olmadığı | Cümle |
Bu gruplar kitapçıklarda ne sıklıkta geçiyor?
- Zıtlık1005
- Sebep-sonuç772
- Koşul177
- Ekleme147
- İkili kalıp132
- Amaç96
2013–2021 YDS İngilizce kitapçıkları (19 kitapçık, ÖSYM) · Sayım uygulamanın kendi ölçümüdür, sınav kurumunun açıklaması değildir. Kitapçığın tamamındaki geçişleri sayar; soru tipi dağılımı değildir.
Konu anlatımı: Bağlaçlar — ne aldığına göre ayrım, paragraf içindeki yön ve ikili kalıplar; örnek cümleler ve kontrol sorularıyla.
Teknik önerisi · sınav kurumunun açıklaması değildir. Adımlar bir çalışma yöntemidir; sınavın nasıl hazırlandığına dair bir bilgi ya da oran iddiası taşımaz. İçerik nasıl hazırlanıyor?